KAÇAKÇILIK SUÇLARI VE CEZALARI
Kaçakçılık Suçu Nedir?
Kaçakçılık suçu, devletin gümrük egemenliğini, mali çıkarlarını ve piyasa düzenini korumak amacıyla 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda düzenlenen; gümrük işlemine tabi bir eşyayı yasal denetim yollarını devre dışı bırakarak veya yanıltıcı işlemlerle ülkeye sokmak, ülkeden çıkarmak ya da bu nitelikteki bir malı ticari amaçla satmak, taşımak ve saklamaktır.
Bu suç ancak kasten işlenebilir ve temel mantığı eşyanın yasal gümrük rejiminden gizlenmesine dayanır; dolayısıyla kişisel kullanım sınırlarını aşmayan, ticari nitelik taşımayan eşyalar bu suçu oluşturmaz. Suçun işlenmesi durumunda hapis ve adli para cezasının yanı sıra, kaçak eşyaya ve suçta kullanılan nakil araçlarına devlet tarafından el konulması (müsadere) yaptırımı uygulanır.
Kaçakçılık Suçunda Mevzuat
Kaçakçılık suçları, Türkiye’de öncelikle özel bir kanun olan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu bünyesinde düzenlenmektedir. Ancak kaçakçılığın konusunu oluşturan eşyanın niteliğine, işlendiği alana veya eylemin şekline göre ceza, idare, gümrük ve vergi hukuku kapsamındaki birçok farklı mevzuat da doğrudan veya dolaylı olarak devreye girer.
Kaçakçılık suçlarının düzenlendiği ve bağlantılı olduğu temel mevzuatlar şunlardır:
- Temel Mevzuat (Özel Ceza Kanunları)
5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu (KMK): Genel kaçakçılık suçlarının (ithalat, ihracat, transit ihlali, akaryakıt, tütün, alkol kaçakçılığı vb.) ve bu suçlara ilişkin ceza, müsadere ve etkin pişmanlık hükümlerinin düzenlendiği ana kanundur.
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK):
m. 188 vd. (Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti): Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ülkeye sokulması ya da çıkarılması, 5607 sayılı Kanun kapsamından çıkarılarak genel TCK kapsamında ağır cezai yaptırımlara tabi tutulmuştur.
İştirak, İçtima, Teşebbüs, Müsadere (m. 54-55): 5607 sayılı Kanun’da hüküm bulunmayan genel hallerde TCK’nın genel hükümleri uygulanır.
- Eşyanın Niteliğine Göre Özel Mevzuatlar
Eşyanın türü ve tehlike derecesine göre genel kaçakçılık kanunu yerine bu özel kanunlardaki yaptırımlar uygulanır:
6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun (m. 12): Silah, mühimmat veya patlayıcı maddelerin kaçak yollarla ülkeye sokulması veya çıkarılması eylemlerini düzenler.
2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu (m. 67-68): Tarihi eser, arkeolojik buluntu veya kültür varlıklarının yurt dışına kaçırılması veya yurt içinde yasadışı ticaretini düzenler.
5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu: Akaryakıt kaçakçılığına ilişkin lisans iptalleri, idari para cezaları ve teknolojik denetim esaslarını içerir (cezai yaptırımları 5607 m. 3/11-12’ye yönlendirir).
4733 Sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun: Tütün ve alkol piyasasında bandrolsüz, ambalajsız ürün ticareti ve idari yaptırımları düzenler.
Bu yazıda genel olarak 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu inceleme konusu yapılacaktır.
Gümrük Kaçakçılığı Suçu
Gümrük kaçakçılığı suçu; devletin gümrük denetim yetkisini, kamu maliyesini ve piyasa düzenini korumak amacıyla 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3. maddesinde düzenlenen, ithalat ve ihracata konu eşyaların yasal usullere aykırı şekilde gümrük bölgesine sokulması, çıkarılması veya iç piyasada ticarete konu edilmesidir.
Gümrük kaçakçılığı suçu, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3. maddesinde tanımlanan kaçakçılık fiillerini tarif etmek üzere kullanılmaktadır.
5607 sayılı yasaya göre, gümrük kaçakçılığı suçu iki şekilde işlenebilir:
-İthalat Kaçakçılığı Suçu,
-İhracat Kaçakçılığı Suçu.
İTHALAT KAÇAKÇILIĞI SUÇU VE CEZASI (KMK m. 3/1-2)
İthalat kaçakçılığı suçu; gümrük rejimine tabi bir eşyanın kanuni süreçler bypass edilerek veya gümrük idaresi yanıltılarak ülke sınırlarından içeri sokulmasıyla oluşur. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun (KMK) 3. maddesinde düzenlenen bu suç, devletin gümrük denetim yetkisini ve mali menfaatlerini korumayı hedefler.
İthalat Kaçakçılığı Suçunun Unsur ve Çeşitleri
İthalat kaçakçılığı suçu, eşyanın gümrük alanına getirilme şekline ve uygulanan yönteme göre iki temel grupta incelenir:
Basit İthalat Kaçakçılığı (Gümrük Kapısından Sokma): Eşyanın resmi gümrük kapılarından geçirilmesine rağmen yetkililere bildirilmeden, kontrolden gizlenerek ülkeye sokulmasıdır. (Örn: Sınır kapısında bir araç tabanına özel bölme yapıp gümrüksüz ticari mal geçirmek).
Nitelikli İthalat Kaçakçılığı (Gümrük Kapısı Dışından Sokma): Eşyanın gümrük idaresi bulunmayan sınır hatlarından, dağ yollarından veya deniz kıyılarından kaçak olarak sokulmasıdır.
Yanıltıcı İşlemle İthalat: Gümrük beyanında bulunulmasına rağmen, beyannameye sahte/yanıltıcı belge ekleyerek veya malın cins ve miktarını farklı göstererek gümrük vergilerini ödememektir.
Suçun Genel Unsurları ve Şartları
Fail ve Mağdur: Herkes suçun faili olabilir. Ancak gümrük veya kamu görevlisinin suça katılması cezayı artıran nitelikli bir haldir. Suçun mağduru ise kamu idaresidir.
Manevi Unsur (Kast): Suç kasten işlenebilir. Failin malı gümrük denetiminden kaçırdığını bilmesi gerekir. Taksirle bu suç işlenemez.
Ticari Amaç Şartı: Yolcu beraberinde getirilen ve kişisel kullanım/ihtiyaç sınırında kalan eşyalar suç oluşturmaz. Eşyanın miktar ve nitelik bakımından ticari hacme sahip olması aranır.
İthalat Kaçakçılığı Suçunun Cezası
Gümrük Kapısından Geçirme (Temel Şekil – m. 3/1): Eşyayı gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokan kişiye 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası verilir.
Gümrük Kapısı Dışından Geçirme (Nitelikli Hal): Suçun gümrük kapıları dışından (sınır hatlarından, kaçak patikalardan) işlenmesi halinde verilecek ceza 1/3 ile 1/2 oranında artırılır.
Yanıltıcı Beyanla İthalat (m. 3/2): Eşyanın gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokulması halinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve adli para cezasına hükmolunur.
İHRACAT KAÇAKÇILIĞI SUÇU VE CEZASI (KMK m. 3/8-9)
İhracat kaçakçılığı suçu; gümrük rejimine tabi bir eşyanın kanunlara aykırı olarak yurt dışına çıkarılması veya çıkmış gibi gösterilerek devletin mali kaynaklarının haksız yere eksiltilmesiyle oluşur. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3. maddesinin 8 ve 9. fıkralarında düzenlenen bu suç, devletin gümrük kontrolünü, dış ticaret politikasını ve kamusal teşvik sistemini korumayı amaçlar.
İhracat Kaçakçılığı Suçunun Unsur ve Çeşitleri
İhracat kaçakçılığı genel olarak iki farklı seçimlik hareketle işlenmektedir:
İhracı Yasak Eşyayı Ülkeden Çıkarma (m. 3/8): Kanunlar, cumhurbaşkanlığı kararları veya gümrük mevzuatı gereği yurt dışına çıkarılması kesin olarak yasaklanmış malların gümrük denetiminden kaçırılarak veya usulsüzce ihraç edilmesidir. (Örn: İhracı yasaklanan stratejik bir tarım ürününün veya biyolojik materyalin beyan edilmeksizin tır kasasında yurt dışına çıkarılması).
Hayali İhracat ve Teşvik/KDV İadesi Vurgunu (m. 3/9): İlgili mevzuatlarda öngörülen teşvik, sübvansiyon, prim veya KDV iadelerinden haksız yararlanmak amacıyla eşya hiç ihraç edilmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek ya da ihraç edilen malın cinsini, miktarını, kalitesini veya değerini gerçeğe aykırı (yüksek) beyan etmektir. (Örn: Konfeksiyon ürünü olarak beyan edilen tırın içinde değersiz kumaş kırpıntıları gönderip devletten yüksek miktarda KDV iadesi almak).
Suçun Genel Unsurları ve Şartları
Fail ve Mağdur: Herkes suçun faili olabilir. İhracatın aracı şirket üzerinden yapılması durumunda ceza imalatçı veya tedarikçi ihracatçıya verilir; nezaret görevini aksatan aracı şirket yetkilisine ise idari para cezası kesilir. Suçun mağduru kamudur.
Manevi Unsur (Kast): Suç kasten işlenebilir. Taksirle bu suçun işlenmesi mümkün değildir. Özellikle hayali ihracatta devleti yanıltma ve haksız çıkar sağlama kastı aranır.
Tamamlanma ve Teşebbüs: 5607 sayılı Kanun m. 3/18 gereği; ihracat kaçakçılığı fiilleri teşebbüs aşamasında kalmış olsa dahi suç tamamlanmış gibi aynı ceza ile cezalandırılır.
İhracat Kaçakçılığı Suçunun Cezası
İhracı Yasak Eşyayı Çıkarma (m. 3/8): İhracı kanun gereği yasak olan eşyayı ülkeden çıkaran kişiye, eylemi daha ağır bir suç oluşturmadığı takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası verilir.
Hayali İhracat / Usulsüz Teşvik ve İade Alma (m. 3/9): İhracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi gösteren veya malın niteliğini farklı gösterip devleti zarara uğratan kişiye 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve adli para cezası verilir. (Eylem sahte fatura veya sahte belge ile işlenmişse ayrıca TCK m. 204 Resmi Belgede Sahtecilik hükümleri uyarınca ek ceza verilir).
ÖRGÜTLÜ KAÇAKÇILIK SUÇU VE CEZASI (KMK m. 4/2)
Örgütlü kaçakçılık suçu; 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamındaki ithalat, ihracat, transit ihlali veya kaçak mal ticareti gibi fiillerin, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesidir. Kanun koyucu, bireysel kaçakçılığa kıyasla kamu düzeni, devlet maliyesi ve piyasa güvenliği üzerinde daha ağır bir tehdit oluşturan bu yapıyı nitelikli bir hal olarak kabul etmiş ve cezaların katlanarak uygulanmasını öngörmüştür.
Suçun Oluşması İçin Gereken Örgüt Yapısı (TCK m. 220 Uyarınca)
Kaçakçılık eyleminin “örgütlü” sayılabilmesi için Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesinde aranan örgüt kriterlerinin somut olayda gerçekleşmiş olması gerekir:
Asgari Üye Sayısı: En az 3 veya daha fazla kişinin suç işleme amacı etrafında bir araya gelmiş olması zorunludur.
Hiyerarşik Yapı ve İşbölümü: Üyeler arasında alt-üst ilişkisi, emir-komuta zinciri veya planlı bir görev dağılımı (örneğin finansör, lojistikçi, gümrük takipçisi, dağıtıcı) bulunmalıdır.
Süreklilik ve Amacın Uygunluğu: Anlık bir birleşme (iştirak) değil, birden fazla kaçakçılık fiilini işlemek üzere devamlılık gösteren bir yapının ve araç-gereç elverişliliğinin bulunması gerekir.
(Not: Şayet eylem örgüt seviyesinde değil de 3 veya daha fazla kişinin alt-üst ilişkisi olmaksızın ortaklaşa hareket etmesiyle işlenmişse, örgütlü kaçakçılık hükümleri değil, “müşterek faillik” nitelikli hali uygulanarak ceza yarı oranında artırılır).
Suçun Genel Unsurları
Fail: Suç örgütünü kuranlar, yönetenler, örgüte üye olanlar veya üye olmamakla birlikte örgüt faaliyeti kapsamında kaçakçılık fiiline katılan/yardım eden kişiler suçun failidir.
Manevi Unsur: Çifte kast aranır. Fail hem kaçakçılık fiilini (KMK m. 3) işleme kastına, hem de bu eylemi bir örgüt faaliyeti ve bilinci kapsamında gerçekleştirdiğini bilme/isteme iradesine sahip olmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı
Maddi Konu: Gümrük rejimine tabi her türlü kaçak eşyadır. Eşyanın niteliği (akaryakıt, tütün, elektronik eşya vb.) temel cezanın belirlenmesinde rol oynar.
Cezai Yaptırım ve İkili Cezalandırma Mantığı
Örgütlü kaçakçılık durumunda fail, tek bir cezayla değil ikili bir cezalandırma sistemiyle karşı karşıya kalır:
Kaçakçılık Suçunun Cezası (Arttırımlı): KMK m. 4/2 hükmü uyarınca, kaçakçılık suçunun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, kaçakçılık fiiline ilişkin verilecek temel ceza bir kat artırılır. (Örnegin; gümrük kapısından kaçak mal sokan bir örgüte 2 yıl hapis verilecekse, bu ceza doğrudan 4 yıla çıkarılır).
Suç Örgütü Cezası (Gerçek İçtima): TCK m. 220/4 gereğince, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan dolayı failler hem işledikleri kaçakçılık suçundan (artırımlı haliyle) hem de Örgüt Kurma/Yönetme (TCK 220/1) veya Örgüt Üyeliği (TCK 220/2) suçundan ayrı ayrı cezalandırılır.
KAÇAKÇILIK SUÇLARINDA MÜSADERE
Müsadere; kaçakçılık suçuna konu olan eşyalar ile bu suçun işlenmesinde kullanılan nakil araçlarının veya suçtan elde edilen kazançların devlet mülkiyetine geçirilmesini sağlayan bir güvenlik tedbiridir. Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda (KMK m. 13) müsadereye ilişkin özel hükümler yer almakla birlikte, kanunda açıklık bulunmayan hallerde Türk Ceza Kanunu’nun 54 ve 55. maddeleri (genel müsadere rejimi) uygulanır.
Kaçak Eşyanın Müsaderesi (Eşya Müsaderesi)
Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan veya gümrük denetiminden kaçırılarak ülkeye sokulan/çıkarılan her türlü mal müsadereye tabidir:
Müsadere Edilecek Eşya: Ülkeye kaçak yollarla sokulan ticari mallar, kaçak akaryakıt, tütün, alkol, elektronik cihazlar ve ihracı yasaklanmış ürünler doğrudan müsadere edilir.
Mülkiyetin Kamuya Geçirilmesi: Suça konu eşyanın sahibi cezalandırılsa da cezalandırılmasa da (örneğin failin kaçması, ölmesi veya ehliyetsiz olması durumlarında dahi) kaçak eşya serbest dolaşıma giremeyeceği için mülkiyeti devlete geçirilir.
İade Etmeme İlkesi: Kaçakçılığa konu eşya, iyi niyetli üçüncü kişilere ait olsa dahi, kamu güvenliği, genel sağlık veya gümrük düzeni ihlal edildiği için kural olarak sahibine iade edilmez; devlet mülkiyetine devredilir.
Kaçakçılıkta Kullanılan Nakil Araçlarının Müsaderesi
Kaçak malın taşındığı otomobil, kamyon, tır, tekne veya uçak gibi nakil araçlarının müsadere edilebilmesi için KMK m. 13 ve TCK m. 54 çerçevesinde son derece sıkı şartlar aranır:
Özel Aksam / Zula Bulunması: Nakil aracında kaçak eşyanın gizlenmesi amacıyla özel olarak hazırlanmış gizli bölmeler (zula) yapılmışsa veya araç bu iş için modifiye edilmişse araç doğrudan müsadere edilir.
Eşyanın Aracın Hacmine Göre Yoğunluğu: Kaçak eşyanın, nakil aracının yük taşıma kapasitesine, miktarına veya değerine göre ağırlıklı bölümünü oluşturması gerekir. (Örn: Bir tır dorsesinin yarısından fazlasının kaçak mal ile dolu olması).
Aracın Kaçakçılık İçin Tahsis Edilmiş Olması: Aracın esasen kaçakçılık yapmak amacıyla kullanılması veya kaçakçılık suçunun işlenmesini kolaylaştıracak şekilde bu işe tahsis edilmiş olması şarttır.
Aracın Sahibinin Durumu (İyiniyet Karinesi): Araç, suçun işlenmesine katılan faile ait olabileceği gibi üçüncü bir kişiye (örneğin kiralama şirketine veya nakliye firmasına) de ait olabilir. Eğer araç sahibi kaçakçılık fiiline katılmamışsa, suçtan habersizse ve üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmişse (iyi niyetli 3. kişi), aracı müsadere edilemez; sahibine iade edilir.
Orantılılık İlkesi ve Hakkaniyet İndirimi
Müsadere işlemlerinde Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan mülkiyet hakkı gereği “Orantılılık İlkesi” uygulanır:
Aşırı Mağduriyet Yasağı (TCK m. 54/3): Suçta kullanılan nakil aracının müsadere edilmesi, işlenen suça ve kaçak eşyanın değerine kıyasla araç sahibine çok daha ağır ve orantısız bir zarar verecekse araç müsadere edilmeyebilir.
Örnek: 50.000 TL değerinde kaçak eşya taşıyan 5.000.000 TL değerindeki bir tırın, içinde özel zula yoksa sırf bu taşımadan dolayı devlete geçirilmesi orantısız kabul edilir. Bu durumda mahkeme, aracı müsadere etmek yerine araç sahibine eşyaya uygun bir kaim değer veya adli para yaptırımı uygulayarak aracı iade edebilir.
Elkoyma Tedbiri ve Tasfiye Süreci
Elkoyma (Soruşturma Aşaması): Soruşturma veya kovuşturma başlatıldığında, kaçak eşyaya ve nakil aracına hakim kararı (gecikmesinde sakınca bulunan hallerde cumhuriyet savcısının yazılı emri) ile el konulur.
Muhafaza ve Depolama: El konulan nakil araçları ve eşyalar Gümrük İdaresi’nin veya yediemin depolarına çekilir.
Erken Tasfiye (KMK m. 16): Kaçak eşyanın bozulma, çürüme veya değer kaybı ihtimali varsa ya da muhafazası devlete aşırı küflet yüklüyorsa, dava sonu beklenmeden gümrük idaresince derhal ihale usulüyle satılarak tasfiye edilebilir. Satıştan elde edilen para depo edilir; dava beraatle sonuçlanırsa hak sahibine ödenir.
KAÇAKÇILIK SUÇLARINDA ŞİKAYET SÜRESİ, DAVA ZAMANAŞIMI VE GÖREVLİ MAHKEME
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında işlenen suçlar, devletin gümrük egemenliğini ve mali menfaatlerini hedef aldığı için Türk Ceza Kanunu’ndaki genel soruşturma ve yargılama usullerinden farklı bazı özellikler taşır. Bu kapsamda şikayet süresi, zamanaşımı ve görev kuralları şu esaslara dayanır:
Şikayet Süresi ve Takip Rejimi
Resen (Kendiliğinden) Soruşturma İlkesi: Kaçakçılık suçları, takibi şikayete bağlı suçlar arasında yer almaz. Suçun işlendiğinin Cumhuriyet Başsavcılığı veya kolluk kuvvetleri tarafından öğrenilmesiyle birlikte soruşturma resen (kendiliğinden) başlatılır.
Şikayet Şartının Olmayışı: Kaçakçılık suçunda zarar gören doğrudan kamu (Ticaret Bakanlığı / Gümrük İdaresi) olduğundan, suçun soruşturulması ve kovuşturulması için herhangi bir şahsın şikayette bulunmasına gerek yoktur. Mağdur olan ilgili kamu kurumları veya üçüncü kişiler şikayetçi olmasa dahi savcılık soruşturmayı yürütmek zorundadır.
Şikayetten Vazgeçme: Suç takibi şikayete bağlı olmadığı için, ilerleyen aşamalarda şikayetçi kurumun veya kişilerin şikayetinden vazgeçmesi (feragat etmesi) davanın düşmesini sağlamaz; yargılama kamu adına devam eder.
Dava Zamanaşımı Süreleri
Kaçakçılık suçlarında dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesinde yer alan genel zamanaşımı süreleri kaçakçılık suçları için de geçerlidir:
Temel Kaçakçılık Suçları (KMK m. 3): Genellikle 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü için, TCK m. 66/1-e bendi gereği asli dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.
Nitelikli Haller ve Örgütlü Suçlar: Suçun nitelikli halleri (örneğin gümrük kapısı dışından kaçak mal sokulması, eşya değerinin fahiş olması veya örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi) nedeniyle öngörülen ceza üst sınırlarının artması, zamanaşımı süresini de doğru orantılı olarak uzatır. Örgütlü kaçakçılıkta bu süre 15 yıl ila 22.5 yıl arasında değişebilir.
Kesilme Nedenleri (TCK m. 67): Soruşturma veya kovuşturma sürecinde savcının iddianame düzenlemesi, mahkemenin mahkumiyet kararı vermesi veya sanığın ifadesinin alınması gibi işlemler zamanaşımını keser. Kesilme halinde süre yeniden başlar ancak bu süre, asıl sürenin en fazla yarısı kadar uzayabilir (olağanüstü zamanaşımı).
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kaçakçılık suçlarında yargılamayı yapacak olan mahkemenin tespiti, suçun işleniş biçimine ve cezanın üst sınırına göre belirlenir:
Asliye Ceza Mahkemesi (Temel Görevli): Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3. maddesinde düzenlenen temel nitelikteki kaçakçılık suçlarında (gümrük kapısından kaçak mal sokulması, yanıltıcı beyan, ticari amaçlı bulundurma vb.) yargılama yetkisi Asliye Ceza Mahkemesi’ne aittir.
Ağır Ceza Mahkemesi (Özel Durumlar):
Suçun bir suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi,
Eylemin kaçakçılık boyutu yanında başka ağır cezai suçlarla (örneğin nitelikli dolandırıcılık veya resmi belgede sahtecilik gibi TCK’nın üst sınırı 10 yıldan fazla hapis gerektiren maddeleriyle) içtima etmesi,hallerinde görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemesi olur.
Yetkili Mahkeme: Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK m. 12) gereği yetkili mahkeme, suçun işlendiği yer mahkemesidir. Kaçakçılık suçlarında suç; malın ülkeye sokulduğu, nakledildiği veya yakalandığı yer mahkemelerinde yargı konusu yapılabilir.
YARGITAY KARARLARI
İthalat Kaçakçılığı Suçu
“15/12/2008 tarihli olay tutanağına göre sanıkların, hudut komutanlığı tarafından yapılan gözetleme faaliyeti sırasında, İran sınırından beraberlerindeki kaçak eşyalar ve bunların taşınmasında kullanılan atlarla yurda yasa dışı giriş yaparken yakalandıklarının anlaşılması karşısında, sanıklara atılı eylemin kül halinde 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3/1-2. cümlesi kapsamında kaldığı”.(YARGITAY 7. Ceza Dairesi 04/05/2017 Tarih, Esas No: 2016/5315,Karar No:2017/3702)
5.12.2011 tarihli tutanak içeriğine göre, K.K.T.C.den uçak ile Sabiha Gökçen Hava Limanı’na gelerek gümrüklü sahadan çıkan sanığın üst aramasında ve el bagajında yapılan kontrolde toplam 175 paket kaçak tütün ele geçirildiği olayda; kaçağa konu eşyaların, gümrük kapısından veya sınırdan yurda sokulmak istenirken ya da hemen sonrasında veya bu eylemlerin kesintiye uğramadan devamı sırasında yakalanması nedeniyle, eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Yasanın 3/1. maddesi kapsamında kaldığı”(YARGITAY 7. Ceza Dairesi 03/12/2019 Tarih, Esas No: 2016/122, Karar No:2019/38150)
Tütün Mamulleri
Dava konusu sigaraların kaçak olarak yurda sokulduğu anlaşıldığından, suç tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasanın 89. maddesiyle değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son madde fıkrasında belirtilen “… Ancak, tütün mamullerinin etil alkol, metanol ve alkollü içkilerin kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması halinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur.”amir hükmü dikkate alınarak sanık hakkında 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5. ve 3/10. madde ve fıkraları gereğince uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi”(YARGITAY 7. Ceza Dairesi 30/05/2019 Tarih, Esas No: 2019/1172, Karar No:2019/32265)
Kişisel Kullanım Sınırları
”Irak’tan Türkiye’ye giriş yapmak üzere Habur Gümrük Kapısına gelen sanığın kullandığı çekici ve dorsede yapılan aramada, 19 karton kaçak sigara ve 14 şişe 1’er litrelik içki ele geçirilen olayda, sanığın aşamalardaki beyanlarında ele geçen kaçak eşyaları oğlunun düğününde ikram etmek üzere satın aldığını savunması karşısında, eşyanın ele geçiriliş şekli ve yakalanan eşya miktarına nazaran savunmasının aksine somut bir kanıt da bulunmaması nedeniyle dava konusu eşyanın ticari miktar ve mahiyette olmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi”(YARGITAY 7. Ceza Dairesi 17/05/2018 Tarih, Esas No: 2016/3721,Karar No:2018/5621)
”Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, sanığın içinde bulunduğu araçta yapılan aramada ele geçen sigaralardan 200 paket kaçak sigaranın sanığa ait olduğu olayda, sanığın savunmasında sigaraları içmek için aldığını beyan etmesi, ele geçen sigaranın Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarında miktar itibariyle kişisel kullanım kapsamında kalması karşısında ve tüm dosya kapsamına göre sanığın kaçak sigaraları ticari maksatla bulundurduğuna ilişkin mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi”
(YARGITAY 7. Ceza Dairesi 09/01/2019 Tarih, Esas No: 2017/4118, Karar No:2019/226)
”Sanıktan ele geçen 21 karton kaçak ve bandrolsüz sigaranın sayı itibarıyla ticari miktar ve mahiyette olduğu ve kişisel kullanım miktarının üzerinde bulunduğu gözetilmeksizin, sanığın mahkumiyeti yerine ticari kastının bulunmadığı şeklindeki yerinde olmayan gerekçeyle beraatine karar verilmesi”(YARGITAY 7. Ceza Dairesi 19/02/2020 Tarih, Esas No: 2019/8005, Karar No:2020/2576)
”Sanıkta ele geçen 4 farklı marka 220 paket kaçak ve bandrolsüz sigaranın sayı itibariyle ticari miktar ve mahiyette olduğu ve kişisel kullanım miktarının üzerinde bulunduğu gözetilmeksizin, çelişkili savunma ve tanık beyanlarına dayanılarak sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde yerinde olmayan gerekçeyle beraatine karar verilmesi”(YARGITAY 7. Ceza Dairesi 08/06/2017 Tarih, Esas No: 2017/2699, Karar No: 2017/4887)
Suça Konu Eşyanın Değeri
”Suç tarihi 2015 olan olayda, Dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değeri olan 122.257,44 TL nin suç tarihi itibarıyla paranın satın alma gücüne göre fahiş kabul edilip sanık hakkında 5607 sayılı Yasanın 3/22. Maddesinin uygulanma şartlarının oluştuğu gözetilmeden yazılı şekilde eksik ceza tayini”(YARGITAY 7. Ceza Dairesi 08/04/2019 Tarih, Esas No: 2018/17514, Karar No:2019/29815)
Etkin Pişmanlık
“Olay tarihinde sanık Cahit’in sevk ve idaresindeki araç içerisinde yakalanan kaçak sigaralardan haberdar olmadığına yönelik savunmasının 5607 sayılı Yasanın 5/1. maddesinin 2. cümlesi anlamında etkin pişmanlıktan yararlanmak için gerekli olan pişmanlık duymak ve “fiilin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına” yönelik bir beyan sayılamayacağı, zira somut olayda sanığın kastının etkin pişmanlık duyarak, eylemin niteliğini açıklayıp, olayın etraflıca meydana çıkartılmasına hizmet ve yardım niteliğinde değil suçtan kurtulmaya yönelik savunma olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle sadece sigaraların asıl sahibi olan diğer sanık Faruk’un isminin verilerek hakkında dava açılmasına neden olunmasının tek başına cezadan indirim yapılmasını öngören etkin pişmanlığa vücut vermeyeceği”(YARGITAY 7. Ceza Dairesi 14/01/2019 Tarih, Esas No: 2018/17999, Karar No:2019/589)
Toplu Kaçakçılık Suçları
“Somut olaya baktığımızda birbirlerini tanımayan , aralarında sanıklarında bulunduğu on iki kişinin belli bir ücret karşılığı, bir çuval sigarayı Türkiye’ye sokmak için sigaraların sahibi olan şahısla anlaştıkları, bu suretle birlikte suç işleme iradelerinin olmadığı, eylemin münferit kaçakçılık suçu kapsamında aldığı halde toplu kaçakçılık suçundan hüküm kurulması”(YARGITAY 7. Ceza Dairesi 18/04/2017 Tarih, Esas No: 2017/8701, Karar No:2017/2994)
”Sanıklar Abdulnasır ve Yılmaz’ın aşamalarda değişmeyen savunmalarına göre taksicilik yapan sanık Adem’ı durdurdukları, sanık Adem’in kendilerini valizleriyle birlikte Otele götürdüğü sırada kolluk görevlilerince yakalandıkları ve kaçak sigaraların ele geçirildiği, sanık Adem’in kaçakçılık eylemine katıldığına ve suça iştirak ettiğine dair mahkumiyetine yeter, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi karşısında; 5607 sayılı Yasa’nın 4/2.maddesinde düzenlenen suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi koşulunun gerçekleşmediği ve sanıklar Abdulnasır ve Yılmaz’ın eyleminin bireysel kaçakçılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, toplu kaçakçılıktan artırım yapılarak fazla ceza tayin edilmesi”(YARGITAY 7. Ceza Dairesi 17/04/2017 Tarih, Esas No: 2015/27775, Karar No:2017/3077)
Bilirkişi Raporu ve KEMT Varakası Arasındaki Çelişki
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinde; “Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.” hükmü kapsamında … vekiline yapılan tebligat yönünden; daha önce açılmış olsa bile, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda elektronik tebligatın yapılmış sayıldığı ve sürenin bu tarihi takip eden gün işlemeye başlayacağı gözetilerek yapılan incelemede;
1-Dosya arasında bulunan ve soruşturma aşamasında Gümrük İdaresi tarafından hesaplanan 11/01/2012 tarihli KEMT varakasında suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 142.659,00-TL, kovuşturma aşamasında alınan 26/10/2012 tarihli bilirkişi raporunda ise suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 34.141,03-TL olarak belirtilmesi nedeniyle suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin tespiti açısından KEMT Varakası ile bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilerek sonucuna göre 5607 sayılı Yasanın 5/2. ve 3/22. maddelerinin uygulanması hususunun değerlendirilmesi yerine, sanıkta ele geçen 23.180 paket sigara için aynı ve benzer miktardaki eşyaya göre çok düşük olarak hesaplandığı anlaşılan bilirkişi raporundaki eşyanın gümrüklenmiş değeri esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Suç tarihi itibarıyla ele geçirilen kaçak eşyanın bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olan gümrüklenmiş değeri “hafif” olmadığı halde “hafif” kabul edilerek sanık hakkında 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 23.02.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.( Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/694 E., 2022/3974 K.)
Manevi Unsur
15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren son değişikliklerle; suça konu eşyanın değerinin hafif veya pek hafif olması hâlinde cezalardan indirim yapılması, 5607 sayılı Kanun’un 5. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün kovuşturma evresinde de uygulanabilmesi, etkin pişmanlık hükümlerinin soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilmesi, soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılması öngörülmüştür.
Ticari amaç birçok kaçakçılık suçunda aranan bir manevi unsur olup öğretide bu konuda;
“Ticari amaç maddi menfaat elde etmek amacıdır. Ticaret maddi kazanç için yapılan faaliyettir. Failin amacı kazanç dışında amaç ise maddi unsuru eksik kalacaktır.” (Erdener Yurtcan, Yeni Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Şerhi, Beta Yayınları, İstanbul, 2007, s.21); “Bu suç düzenlemesinde kast, özel kasttır. Bu nedenle, bu suç düzenlemesi ancak özel kastla işlenebilir. Bu özel kast, faildeki ticari amacı ifade eder. Failin, suç teşkil eden seçimlik hareketleri, ticari amaçla (saikle) işlemesi gerekir. Eğer, failde ticari amaç bulunmuyorsa, bu suç oluşmayacaktır. Bu nedenle, bu seçimlik hareketin kişisel kullanımlar için yapılması bu suçu oluşturmayacaktır.” (Mustafa Özen, 5607 sayılı Kaçakçılık Kanununda Düzenlenen Suçlar, Adalet Yayınevi, 1.Bası, Ankara, 2015, s.98); “Ticari amaç olması için, belli bir uğraşın sonunda maddi bir menfaat gereklidir. Kazanç dışında başka bir amaç varsa belirtilen suç oluşmayacaktır. Örneğin, fail acıyarak yardım etmek veya korumak amacıyla belirtilen fiilleri işlerse bu takdirde koşulları çerçevesinde iştirak iradesi araştırılacaktır. Kişisel kullanım veya tüketim çerçevesinde yapılanlar suç kapsamında değerlendirilmemektedir.” (Dilara Şahin, 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunundaki İthalat Kaçakçılığı Suçları ve Kabahatler, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 2011, s.68); “Kendisinin kişisel kullanım ve tüketimi için kaçak eşyanın satın alınması, saklanması, taşınması hareketleri kasten işlense dahi bu suç oluşmayacaktır.” (Selçuk Bütün, 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Kapsamında Gümrük Kaçakçılığı Suçları, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli, 2008, s.70) şeklinde görüşler ileri sürülmüştür.
Ticari kelimesinin sözcük anlamı “ticaretle ilgili, ticarete ilişkin”dir. Ticaret ise “ürün, mal vb. alım satımı, kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği, alışveriş sonucu elde edilen, yararlanılan fiyat farkı, kâr” anlamlarına gelmektedir. (Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayınları, 11. Bası, Ankara, 2011, s.2354-2355). Bu bakımdan “ticari amaç”ın, kazanç elde etmek amacı olarak tanımlanması mümkündür. Ticari amaç çoğunlukla bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten “tacir”ler tarafından güdülen bir amaçtır. Ancak ticari amacın, “tacir” sıfatıyla mutlak bir bağlantısı bulunmamaktadır. Zira tacir sıfatını taşıyan gerçek kişilerin tüm eylem ve işlemleri ticari değildir. Aynı şekilde tacir olmayan kişilerin de ticari maksatla hareket etmesi mümkündür. Ticari amaç, kazanç elde etmek için satmak amacıyla almakla da sınırlı değildir. Kişinin kendi şahsi ihtiyaçları dışında belirli bir meslek veya ticari faaliyetin icrası kapsamında maliyet unsuru olarak yahut alacak-borç ilişkilerinde kullanmak üzere yaptığı alımların da ticari amaçla yapıldığı kabul edilmelidir.
Tüm bu nedenlerle failin ticari amaçla hareket edip etmediği, ekonomik ve sosyal durumu, suça konu eşyanın cinsi, nevi, kullanım yeri, zamanı, miktarı, değeri, bulundurma ve ele geçiriliş biçimi gibi hususlar gözetilerek her olayın özelliğine göre değerlendirilip belirlenmelidir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
12.11.2014 tarihinde şüphe üzerine durdurulan yolcu otobüsünde önleme araması kararına istinaden yapılan kontrolde 21 ve 25 numaralı koltukların altına yerleştirilmiş kolilerde sanığa ait 280 paket kaçak sigaranın ele geçirildiği olayda; sanığın aşamalardaki savunmalarında sigaraları kendisi ve ailesinin kişisel kullanımı için aldığını ifade etmesi ile ele geçirilen kaçak sigaraların miktar itibarıyla ticari mahiyette olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın suç işlemek kastıyla hareket etmediğine ve ticari amacının bulunmadığına dair suç ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilemeyeceği, sanığa atılı suçun sabit olduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükmünün; sanığın eyleminin 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3/18-son cümlesi delaletiyle anılan Kanun’un 3/5-10. fıkralarına isabet eden kaçak eşyayı ticari amaçla bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi B. S.; “Sanığın aksi sabit olmayan ‘Ailesiyle birlikte Adana’da yaşadığı, memleketi olan Siirt iline gittiğinde kendisi, ailesi ve akrabalarına içmek için 350 TL karşılığı 280 paket (28 Karton) P. marka sigara aldığı, niyetinin sigaraları satmak değil kendisi, ailesi ve akrabalarının ihtiyacı için satın aldığı, Siirt’te çoğu yerde bu tür sigaraların satıldığı, bunun normal bir şey olduğunu düşünerek aldığı, pişman olduğu…’ şeklindeki savunması karşısında; tek markadan ibaret suça konu sigaraları satmak için değil kendi ve yakınlarının ihtiyacı için aldığı anlaşılan ve adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, mahkemenin suçun subuta ermediğine ilişkin kabulünün kanuna ve hukuka uygun bulunduğu,” düşüncesiyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi F. K.; “Oluşa, kabule ve aşamalarda değişiklik göstermeyen ve dosya kapsamıyla uyumlu olan sanık savunmasına ve tüm delillere göre, sanığın kendisinin ve ailesinin sigara bağımlısı olduğu için tüm ailesinin ihtiyacını karşılamak için ailesinin ziyarete gittiği Siirt ilinden 350 TL karşılığında 280 paket sigara alarak ikametgahına, Adana’ya dönmek üzere otobüse bindiği, sigaraların bulunduğu poşeti de oturduğu koltuğun altına koyduğu, seyahatin bitmesine yakın Adana ili Sarıçam ilçesinde güvenlik kuvvetlerinin önleme kararına istinaden yaptıkları mutad uygulamada ele geçirildiğinin anlaşılması karşısında,
Maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak amacında olan ceza muhakemesinin en önemli ilklerinden birisi olarak mahkûmiyet için suçun işlendiğine dair vicdani kanıyı oluşturacak ve şüpheye mahal bırakmayacak nitelikte kesin değerde delil bulunması gerekmekte olup, aksi halde ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi yani ‘masumiyet karinesi’nin ihlâli ortaya çıkacaktır. Dosya içeriğine uygun gerekçelerle delil yetersizliği nedenine dayanarak sanığın ticari amaçlı bandrolsüz ve kaçak olarak sigara bulundurmak suretiyle 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan beraatine ilişkin direnme kararının isabetli olması nedeniyle onanması gerektiği,” görüşüyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi de; ”Sanığa atılı kaçakçılık suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı” düşüncesi ile karşı oy kullanmışlardır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
1- Adana 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2020 tarihli ve 209-754 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanığın eyleminin 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 3/18-son cümlesi delaletiyle anılan Kanun’un 3/5-10. fıkralarına isabet eden kaçak eşyayı ticari amaçla bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden beraatine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE 15.03.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verilmiştir.(Yargıtay Ceza Genel Kurulu,2021/425 E.,2022/170 K. Tarih:15.03.2022)
Müsadere
”Nakil aracının malen sorumluya ait olması, kayıt malikinin araçta kaçak eşya taşınacağından haberinin olmadığını, sanığın araçta şoför olarak çalıştığını beyan etmesi ve suçun işlendiğinden haberdar olduğuna dair delil elde edilememesi karşısında, TCK’nun 54/1. maddesi uyarınca iyi niyetli 3. kişilere ait eşyanın müsadere edilemeyeceği gözetilmeden nakil aracının sahibine iadesi yerine müsaderesine karar verilmesi”
(YARGITAY 7. Ceza Dairesi 21/05/2019 Tarih, Esas No: 2019/2260, Karar No:2019/31745)